Kıvanç Kaplan Bir Yarı Deli'nin Günlüğü

İğneli Silgi!

İğneli Silgi!
Herkesin Lise hayatı özeldir. Ergenliğe adım atıldığı, seslerin saçma kalınlaştığı bu dönemde, merakların denemelerle acı-tatlı tecrübeye dönüştüğü deli-kanlı bir çağ..

Bizim okulumuz da özeldi. Tekirdağda İlk özel okuldu. En iyi öğretmenler transfer edilmişti. Hababam sınıfı gibi gruplar olur ya, bizde de vardı o. Bizim grubun adı Malkoçoğulları.

Çiğ köfte partisinden, tüm okulu kapsayan Lahmacun gününün yaratıcı olan oluşum bu. Kulaktan kulağa yayılan bilgilerle, bir öğlen sadece bizim gruba Lahmacun almaya gidecekken, gelen siparişlerle birlikte tüm okulun buna aç olduğunu öğrenmiş, toplu siparişi ankesörlü telefondan vermiştik. Bu kadar Lahmacunu o dönem yapan Serinoğulları fırını duruma şaşırsa da, okula döndüğümüz minibüsün içindeki kokudan bayılanlar eşliğinde, 100 küsür lahmacunu sahiplerine teslim edip, grubun adını yad etmiş ve lahmacunları bir güzel gömmüştük.

Bu grubun en güzel özelliği sınırları zorlayan şakalarına rağmen, kavga gürültü etmeyip, bir arada olmasıydı. Şakalar çok çeşitli, çoğu da gereksiz, hatta manası yok ama aşırı eğlenceli. El el üstüne, tokat, gol(kilolarca gol çikolatası yenirdi, ki bence en kral çikolatalardan biridir), vsvs gibi.
En çok yapılan şaka ise iğneli silgi. En akılda kalıcı. Tabi can yakıyor ya. O şakaya geleceğiz, ama ondan önce bana yapılan saç kremi şakasını anlatayım.

Lisede saç uzatmaya başlamıştım. Saçlarım aşırı kıvırcık olduğundan bir türlü uzamıyor, lüleye dönüp, yay gibi sarkmış gözüküyordu. Kıvırcık saçın bakımı zor. Sıkıntılı dediğimiz uzayıp uzayamadığı dönem, hani hem toplanıp hem toplanmayan durumu. Benim saçlar çapraz yukarı uzuyor, İbrahim Tatlıses’in gençliği, Bob Marley’in sabah kalkmış hali gibi oluyordu bende. Dolayısıyla saçları her tenefüs ıslatır, ve kendime bir an önce uzaması için dert edinirdim. Esasında uzundu ama uzamıyordu gibi. Çekince boyuna gelir, bırakınca gözün üstü. Bu Özgür ve Kurtuluş adlı sivrizeka, yardımsever, iyi kalpli! arkadaşlarım, bir gün bana saç uzatan kremden bahsettiler. Hazırlanmış, çalışmış bneler, nasıl anlatıyorlar var ya, paran olsa 1 kamyon sipariş verip dükkanını açarsın.

Farklı bir marka bir de, araştıramıyorsun Google diye bir şey o çağda yok, bırak internet daha icat olmamış. Neyse denemelik getirdiler bana 1 şişe. Talimatı da anlattı eşekler, onu da çalışmışlar. İşte efendim, her gece saçı yıkadıktan sonra, bunu sürüyorsun, 30dk bekliyor, sonra duruluyorsun falan. Aynısını yaptım valla sabırla. Plecebo etkisi gibi faydalı olduğunu düşünmeye başladım bi süre sonra. Bu sırada anlam veremediğim bi kırmızılıklar var gömlekte. Annem de kıllanıyor ama gömlekler zaten pembe olduğu için arada kaynıyor. Neyse 2.şişe siparişini verdim kullanmaya başladım. Bu sefer kırmızılıklar daha da arttı, havlulara bulaşmaya başladı. 1 ay geçti ya, saç da uzadı. Ama tenefüslerde saçımı ıslattığımda kırmızı kırmızı damlalar gelmeye başladı. Tribe girdim. Saç derim kanıyor, saçlar fazla güçlendi deriyi çekiyor diye. Baktılar ben kullanmaya devam ediyorum, amaçlarına ulaşamamışlar, gelip bana gülerek marifetlerini itiraf ettiler. Saç kreminin içine paşamlar kırmızı pilot mürekkebi koyuyorlarmış, ilkinde yeterli sonucu alamayınca ikinciye daha fazla koymuşlar. Allahtan başka bişey koymamışlar. Ama ben duruma aymadığım, kullanmaya devam ettiğim ve planlarındaki kırmızı saç gerçekleşmediği için hayal kırıklığına uğramışlar. Bu kadar uzun süreceğini düşünmemişler. Her yeri kırmızı yapmıştık. Neymiş? Bakımlı saç mürekkep tutmazmış 🙂. Gıcık herifler hıh!

Şimdi iğneli silgiye dönecek olursak, amaç basit: Öğrenci öğretmene bir şey söylemek için ayağa kalktığında, oturduğu yere, özenle iğnelerin geçirilmiş olduğu silgiyi koymak. Öğrenci de oturduğunda batan iğneye ayy diye bağırması. Bu yani. Ama herkes herkese yapıyor, vazgeçilmiyor. Sadist durum var yani.
Şaka kendini güncelleyip, yeni versiyonları da çıkarıyor. Öğrenciye hocaya bir şey söyleyecek diye kaldırtma, tam oturacakken silgiyi koyma gibi.

Ama bu işin gurusu ve finalini yapan kişi Murat.

Herkese bir şekilde iğneyi batırmışız ama ön sırada oturan Mergen’e batıramıyoruz. Müthiş dikkatli, oturacakken elleri ile sırayı süpürmeler, arkayı kişileri dikkatli izlemeler gibi taktikleri var, paranoya yapmış, batırmak çok zor.

Ama Murat ne yaptı? Bir gün hastayım diye en arka sıraya oturup, montların oraya sığınıp, gizli forvet gibi kendini unutturdu ilk iki ders. Üçüncü dersin ortasında ise, sıranın altına girdi ve yerden sürünerek ilerlemeye başladı.

Mergen çalışkandı tabi, ön sırada dersi dinler, hoca sorduğunda hemen cevaplardı. Bir soruda ayağa kalktı, Özgür’ler göstere göstere numunelik iğneli silgiyi koydu altına tabi. (Bu standarttı bu arada, hiç bıkmadılar her seferinde koydular.)
Mergen, oturacakken gördü Özgürlerin koyduğu numunelik silgiyi, arkayı kontrol etti, herkes dik oturuyor, son anda koyabilecek birisi de yok, numunelik silgiyi eline aldı, haha gene yapamadınız dedi. Olayın verdiği rahatlıkla, normalde yavaş oturacakken (hepimiz yavaş oturuyorduk, amk psikoljisine bak ya), hızlı rahat oturmaya geçti. O muhteşem an, yavaş çekim olarak hepimizin aklındadır.

Ama Murat’ı unuttu!! Pusuya yatmış, haftalarca iğneyi batıramadığımız Mergen’in bu durumuna da hışımla iki kat büyüklükteki iğneli silgiyi, Mergen tam oturmadan, sol lobun altına koydu ve havaya sıçrattı. Bunun üzerine biz de iğneli şakanın finalini yapmış olduk tabi.
Mergen, Murat’ı ve bizi tebrik etti. Önümüzdeki şakalara bakacaz dedik.

Merak ediyorum da biz niye tetonoz olmadık o dönemde?
#iğnelisilgi #liseyılları #özeltekirdağlisesi #malkoçoğlular #lahmacunpartisi #saçuzatmakremi #çiğköftecilerburaya #sagragol #yavrukaplan #sınırlarızorlayanşakalar #tokatoyunu #elelüstüne # kırmızıpilot @mekervancilar @ozgur_tasdemir @ond_usl @cihan_cosskun @dtslvtn

Kurtulus Simsek, Murat Emre Kervancılar, Özgür Taşdemir, Onur Mergen, Onder Uslu ve Cihan Coşkun ile birlikte Aka Koleji Tekirdağ‘da.


Konservatuvar Sınavım

Konservatuvar Sınavı Özgür diyor ki, gel konservatuvar sınavına girelim. Annemlere söylüyorum. Babam ana meslek olarak müzisyen olmayı tasvip etmiyor, ağzı buruk. Annemse “girsin, denesin” diyor.…

Read More

EmreOzanGüngörmüş

Güngörmüş ama kim? Emre Ozan Güngörmüş (EOG) Güngörmüş ama kim? Emre Ozan Güngörmüş (EOG)Emre Güngörmüş.. Velvet'in ilk klavyecisi.. Eog ile tanışır tanışmaz paketleyip Bodrum'a götürmüştük.…

Read More

Ze Be

Radyo Trak Kalal Talasısı Çok anımız var bizim Sinan’la. Pişantör’deki Lostra hikayesi gibi. En çok kaset kaydederdik. Şarkının orasını burasını biçer, remix yapardık. Çift kasetçalarlı…

Read More
About the author

Kıvanç Kaplan:

0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × 5 =