Kıvanç Kaplan Bir Yarı Deli'nin Günlüğü

Akvaryum Dramı

Akvaryum Dramı
2003 Bodrum’dayız. Velvet ile ilk defa İstanbul’u terk edip, başka bir yerde müzik yapmaya gelmişiz, haftanın 6 gecesi çalacağız 6 ay boyunca. Biraz erken gittik Nisan ortası gibi hem prova yapar, hazırlanırız diye, iş Mayıs ile Kasım arasında, uzun periyod. 2 Haftada bir değişiyor genellikle misafirler. O yüzden 12 gece için ayrı parçalardan playlist hazırlıyoruz, şarkı ekliyoruz, sistem tamam. Bu kadar parçanın temeli oradan geliyor esasında.Kaldığımız tatil köyünün içinde Mini Bodrum denilen sokağın üstünde odalara yerleştik, diğer animasyon ve active team ekibinin de kaldığı. Benim odam Fatih abinin fotoğraf dükkanının hemen karşısında. Fatih abi, sabah erkenden dükkanı açıp, dışarı doğru duran TV’den sesi yarım açık bi şekilde hazırlamış olduğu tanıtım videosunu oynatıyor. Bizden önceki sene YOL grubunun sahne aldığını bu videonun sonundaki Zeki’nin ‘What a wonderful world’ demesi ile teyid etmiş oluyoruz her sabah. Sayesinde uyanıp wonderful kahvaltıları kaçırmıyoruz. Çok andık onu o dönem çook.

Odalarda TV yok, TV izleyen birisi de değiliz ama yok ya işte, kıymete biniyor. Dönemin en lüks odası bende, çünkü MP3 çalarım ve iki pasif hopörlörüm var odada. Aylık alacağız, ilk ödememiz Haziran’da. O döneme kadar normal olarak günlük kazanıyoruz, toplu para nedir bilmiyoruz. Kur bir anda artıyor ve maaş yatıyor, hatrı sayılır iyi bir para görüyoruz hesapta. Harcayacak bir yer de yok, yeme-içme-kuru temizleme herşey şirketten. Sadece Pazartesi geceleri Bodrum’a iniyoruz ama o kadar. Rahatlık batıyor yani, bir şeylere harcamamız lazım. Fırat, Erşan, Güvenç hemen bir TV alıyor odaya. Güvenç 16:9 flatscreen almış dönemin yeni icadı. Blackm yaptırıyor, ev bildiğin sinema salonu. Erşan’da belgesel açık genelde. Fırat yanında Playstationu getirmiş, Japonca’yı söktüğümüz ‘kokodesü, korayhagimadomeşgattah, yekü vs gibi’ winning eleven / PES turnuvaların adresi belli oluyor. Herkes aldı diye ben de TV alıyorum ama ufak model. Çünkü akvaryum alacağım! Sebebi ise tatil köyü içinde gündüzleri genellikle gittiğimiz IT departmanından Serkan’ın odasının içinde akvaryum var. Ve ben tüm gün onu izliyorum, içinde lapistesler var. Rahatlatıyor izlemesi. Odada zaten tezgah üstü komple boş, bi tane alır oraya koyarım diyorum.

Pazartesi günü Bodrum’a inip, bi Petshop’a giriyorum. Modelleri gösteriyor, heves büyük ve kapital de var ya, daha büyüğü, daha iyisi diye diye dükandaki en devasa akvaryumu alıyorum. Aksesuar ne varsa doldurtuyorum içine, bilmemne kumu, çift motor, üç ışık, filtreler, termometreler, abi de ‘allahım rüya görmüyorum, piyango çıktı herhalde’ diye elinde ne varsa sunuyor, patron delirdi duramıyor. Envai çeşit balık da alıyorum. Çikletler, kılıçlar, vatoslar vs. Yavruluk da alıyorum, hayaller büyük. Abiler diyor ki bunu bizim nakliye ile getirelim sana başka gelmez. Ertesi gün nakliye aracı ile geliyor, 4 kişi taşıyarak tezgaha koyuyoruz. Suyu banyodan akvaryuma taşıyorum, balıkları atıyorum içine, en mutlu insan benim.

Ama bi sıkıntı var. Gündüz güzel de, geceleri ben o odada uyuyorum, başka oda yok ki!. Zaten kulağım takıntılı. Motorun gürültüsü, su sesi deli ediyor beni. Akşamları motorlar filtreleri kapatabilirmişim öyle diyorlar. Öyle yapıyorum. 1 hafta içinde bazı balıklar ölmeye başlıyor. Panik yapıyorum, filtresizlik mi motor mu öldürüyor diye. Bodrum’a iniyorum. Vitaminler, yeni sessiz motor, filtre yine abinin 3 ayını kurtarıp geliyorum. Ama nafile.. Bir hafta sonunda akvuryumda bir tane balık kalıyor. Hayvan bakamamaktan dolayı kendimi suçluyorum.
Bir sabah temizlik görevlisiyle sohbet ederken, abi diyor ki, buradaki sular deniz arıtması. Dank! Kimse beni uyarmamış bundan. Lan balıklar o yüzden ölüyor.. Katilim ben. Akvaryuma küsüyorum, zaten içme suyu doldurmaya kalksam, marketi boşaltmam lazım peh.

Dönem bitiyor, İstanbul’a döneceğiz, araba kiralanacak. Ben akvaryumu götüremem. Zaten küsmüşüm. F&B müdürü Alman Dieter var. O istiyor. Harcadığımın yarısına teklif ediyorum, fazla diyor. Böyle bir adam Türkiye’de yok. Uyuz ediyor beni. “Fİyat ver” diyorum “alırsam alırım” diyor, “çok da elzem değil”. TV’ler ıvırlar zıvırlar da var, geldiğimizin iki katı eşyamız olduğu için aynı ebatta dönemeyeceğiz. Dieter de bunu duymuş, kullanıyor bne.

Döneceğimiz gün dönemin Buy&Sway&Sale’inde bir ‘Garage Sale’ söz konusu. İlgi büyük. Duyan geliyor. Baya satış yapıyoruz esasında. Akvaryum odada anasını satiim. Derdim büyük. Dieter mesaj yolluyor, 10da bir fiyatına veriyorum pintiye.

O akvuryumda survive olan son balık bir lapistesti bu arada. Keşke ufak hayaller kurup, ilk gördüğümde mutlu olacağım bir ebatta akvaryum ve bir kaç lapistes ile başlasaymışım bu hevese…

#insta #instagram #tbt #instalove #love #loveislove #today #picoftheday #selfie #follow #followme #fashion #happy #me #cute #beautiful #photooftheday #instagood #photooftheday #tagforlikes #self #girl #like4like #smile #friends #fun #like #summer #instadaily #instalike #food #swag #amazing #tflers #follow4follow #bestoftheday #likeforlike #instamood #style #wcw #family #141 #f4f #nofilter #lol #life #pretty #repost #hair #my #sun #webstagram #iphoneonly #art #tweegram #cool #followback #instafollow #instasize #bored #instacool #funny #mcm #instago #instasize #vscocam #girls #all_shots #party #music #eyes #nature #beauty #night #fitness #beach #look #nice #sky #christmas #baby #tgif #thursday #thrusday

Ata Guvenc Kaplan ile birlikte Hapimag Sea Garden Hotel‘de.


Kim Bu Basinger?

Kim Bu Basinger? Başlık esasında 90lı yıllardaki popüler müzik dergidi Blue Jean dergisi kapaklarından birine ait. Görselini bulamadım ama dergiyi çok iyi hatırlıyorsunuzdur. Keza ‘Hey!’…

Read More

Formula1 Hastasıyız. Sen Çok Yaşa Schumi!

Formula1 Hastasıyız. Sen Çok Yaşa Schumi! Malum o dönemler motor sporları ile de çok ilgiliyiz. ColinMcRae gerçeği var önümüzde ama esas spor Formula1 bizim için.…

Read More

Efsane Arabalar: 90’ların Güzelleri

Efsane Arabalar: 90’ların Güzelleri Çınar’a muhtemelen benden geçen, insanları kullandıkları arabalar ile store etme huyum halen devam ediyor. Annesinden geçme ihtimali zaten yok. Herhangi ayrı…

Read More
About the author

Kıvanç Kaplan:

0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 + 2 =